1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Akıl tutulması mı gizli ortaklar mı?
Akıl tutulması mı gizli ortaklar mı?

Akıl tutulması mı gizli ortaklar mı?

Halil Şanlı yazdı…

A+A-

16 Nisan bir parti çekişmesi değil,  bir Anayasa oylamasıdır. Millete ‘şunu böyle yapalım mı, yapmayalım mı’ diye  sormaktır. Fakat öyle ilginç söylemler, öyle  akıl dışı ifadelerle karşılaşıyoruz ki, ‘Bu milleti ne sanıyorlar’ demekten kendimi alamıyorum!

 

Kafadan peşinen söyleyeyim. Ana muhalefet partisi, her zamanki gibi bu referandumda da  tümüyle Ak Partiye yardımcı oluyor. Yıllardır,  düzgün  ve altını doldurabilecekleri mantıklı bir muhalefet anlayışı ortaya koyamadıkları için Türkiye’de önemli bir siyasi boşluk  yaratan CHP’nin, bugünkü söylemleri de hayal kırıklığından öteye geçmeyecektir. Muhalefet ederken  milleti ‘aptal’ yerine koymak ya da milletle inatlaşmak, ana muhalefet partisini büyütmez, aksine  her geçen gün daha da küçültür!

 

CHP Konya milletvekili Hüsnü Bozkurt’un  bir televizyon programındaki; saçma sapan, ahmakça ettiği sözlerin içinde  sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı kastederek; ‘senin de sonun Kaddafi, Saddam gibi olacak’ ve devamla ‘Samsun’dan girip Amasya’dan, Sivas’tan, Dumlupınar’dan devam ederek, sizin gibi emperyalistleri İzmir’den denize dökeceğiz’  ifadelerine iki cümle kurmak isterim.

 

Şimdi bu sözlerden yola çıkarak;

 

1-Saddam veya Kaddafi’nin sonunu kim getirdi?  diye soralım!

 

Emperyalist güçler değil mi? Evet…

 

Siz şimdi aklınızca  sayın Erdoğan ve tüm ‘evet’ oyu verecek olanları,  ‘emperyalist’ olarak sıfatlandırıp, denize dökmekle tehdit ediyorsunuz.

 

Peki  madem ‘evet’ oyu verecek olanlar  emperyalist, o vakit Saddam ve Kaddafi’nin sonunu getirenler, ülkemizdeki milyonlarca ‘emperyalist’ halkı(!) niye ve niçin denize döksün! Kaldı ki buna hiç kimsenin gücü yetmez!

 

Daha önemlisi;

 

2-Siz ‘evet’ oyu verecek olan herkesi ‘emperyalist’ olarak konumlandırdınız ya! Demek ki, size göre sizler ‘emperyalist’ düşmanısınız ! En azından emperyalist değilsiniz!

 

O halde adama sormazlar mı;

 

Ey atıp tutan Hüsnü efendi,  madem ki emperyalist değilsiniz. O vakit ABD, Almanya, Avusturya, Hollanda, İsviçre gibi ülkelerin başını çektiği batı emperyalistleri ile neden kol kolasınız?  Neden aynı dili konuşuyorsunuz?

 

Eğer onlarla kol kola ve tıpa tıp aynı çizgide ilerliyorsanız ve düşmanlarınız(!) ortaksa,  o halde bu memlekette gerçek emperyalist şahsınız ve sizin gibi düşünenlerdir! Siz önce bunu öğrenmelisiniz. Ve emperyalizmin ne olduğunu iyi tahlil etmelisiniz!

 

CHP genel başkan yardımcısı sayın Selin Sayek Böke hanımefendi  diyor ki;

“Tek başına iktidarlar dönemi değil, asıl kalkınma, koalisyon hükümetleri döneminde olmuştur. Gerçek uzlaşma , yarınlara umutla bakabilme koalisyonlar döneminde yaşanmıştır!”

 

Aman Allah’ım! Ana muhalefette ya akıl tutulması yaşanıyor, ya da bu CHP yönetenleri de gizliden gizliye ‘evetçi’!

 

Çünkü böylesine ahmak, böylesine dayanaksız söylemler, bir genel başkan yardımcısının edeceği sözler olamaz! Peki adama sormazlar mı;

 

1-12 Eylül öncesi yani yetmişli yılların tamamına yakınındaki süreçte  koalisyonlarda yaşanan  kavgaları, saboteleri, satın almaları, ahlaksız parti transferlerini, dibe vurmaları, yaşanan vahşi terör olaylarını, yoklukları, kıtlıkları, kuyrukları nereye koyacağız? Bunları görmezden gelen bir siyasetçiye,  biz seçmenler nasıl ve hangi  iradeyle güven duyacağız?

 

2- DYP-SHP  koalisyonu zamanında  yaşanan 5 Nisan 1994,  tarihin en büyük devalüasyon kararları alınmış olmasına rağmen, enflasyonun yüzde 90’ da seyretmesini, ülkenin en az yirmi yıl geriye gitmesini nasıl unutmuş olacağız?  Daha sonraki yıllarda ANAP-DYP ortak hükümeti zamanında yaşanan kavga ve tartışmaları hatırlamayacak kadar alzheimer hastası mı olduk dersiniz!  Yoksa Yılmaz ve Çiller’in basın önünde birbirlerine yağdırdıkları hakaretleri, mahalle kadınları gibi yapılan suçlamaları ‘uzlaşma’ olarak mı hatırlamak durumundayız?

 

3-Peki ya;  daha iki binli yılların başındaki üçlü koalisyon döneminde ülkenin  memuruna maaş veremeyecek hale gelip, IMF’den  1 milyar dolar alabilmek için kıvrandığımız günleri, bir Anaysa kitap fırlatması ile yaşanan kabalıklar  ve çöküntüleri  nasıl algılamamız ve nereye koymamız gerekiyor acaba?

 

CHP yöneticilerine sesleniyorum. Sırf Recep Tayyip Erdoğan diye olaya bakıp, akli melekelerinizi kaybetmekten vaz geçin. Olaylara ülke açısından samimi bir gözlükle bakın. Bu kadar ihtiras, bu denli kin, bu ölçüde bir hayıflanma siyasetçiye yakışmaz. O siyasetçinin de bu millete hayrı dokunmaz! Allah aşkına kendi ihtiraslarınız uğruna insanlarımızın aklı ile alay etmeyin! Yaptığınız milletle alay etmek ve bu insanları küçümsemektir.

 

Unutmayınız ki, koalisyonlar ülkede her dönem bürokratik bir saltanat yaratılmasına vesile olmuştur. Ve unutmayın ki dünya üzerinde ki parlamenter sistemlerde  en az istenilen şey, koalisyonlardır. Ve o koalisyonlar dünyada her daim sorunlar yarattığı için örneğin Fransa, bu sıkıntıyı aşmak adına yarı başkanlık modeline dönmüştür!

 

Ve lütfen unutmayın, çağ değişti! Millet her şeyi araştırıp görecek kapasiteye erişti. Artık  sizlerde  kendinize çeki düzen verin, sağlam politikalar üretip sağlıklı muhalefet edin. Aksi halde hayıflandıklarınızla kalacak, Atatürk’ün kurduğu partiye zarar vermeye devam edeceksiniz!