1. HABERLER

  2. KARADENİZ HABERLERİ

  3. Avrupa Birliği’ne sunulan dikkat çeken rapor
Avrupa Birliği’ne sunulan dikkat çeken rapor

Avrupa Birliği’ne sunulan dikkat çeken rapor

Avrupa Birliği’ne sunulan dikkat çeken rapor

A+A-

AB Komisyonunun EL-CSID projesi kapsamında Müslüman ülkelerle diplomatik ilişkilerden sorumlu Doç. Dr. Naciye Selin Şenocak, “Türkiye’nin AB’ye girmesi halinde İslamiyet’in Truva Atı olarak görülmesi Türkofobia’yı artırıyor. Türkiye'nin, Müslüman ülkelerle,Afrika, ülkeleriyle, Rusya, Çin gibi ülkelerle yeni pazarlar ararken ekonomik krizle boğuşan AB için büyük kayıp” dedi.

 

Müslüman ülkeleriyle diplomatik ilişkilerden sorumlu Doç. Dr. Naciye Selin Şenocak, AB ve Türkiye ilişkileri konusunda AB Komisyonu’na sunduğu raporu ve yeni yol haritasını değerlendirdi.

 

“AB ile Türkiye yol ayrımına geldi”

 

Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkileri son 54 yıldır en büyük diplomatik krizini,15 Temmuz ve referandum sürecinde yaşadığını ifade eden Doç. Dr. Şenocak; “15 Temmuz darbe girişiminden, 16 Nisan referandum sureci boyunca ve sonrasında AB’nin tutumu iki tarafı önemli bir yol ayrımına getirmiş durumda.Türkiye 54 yıldır AB kapısının önünde bekletilmektedir. Türkiye’nin AB ye alınmamasının nedeni Kopenhag Kriterleri olarak öne sürülse de aslında bunun başlıca nedeni Türkiye hakkında yüz yıllardan beri yapılan kara propaganda ve ön yargılardır. Türkiye'nin AB’yi istila etmesi gibi yersiz bir korku söz konusudur.11 Eylül’den beri İslamofobia AB’de yükselişe geçmiş durumdadır. İslam terörizmle bağdaştırılıyor. Türkiye eşittir İslam, İslam eşittir terörizm kara propagandası AB’nin gerek Türkiye gerekse Müslüman ülkeleriyle ilişkilerini zedelemektedir. Türkiye’nin AB’ye girmesi halinde İslamiyet’in Truva Atı olarak görülmesi Türkofobia’yı artırıyor.”

 

“AB’nin demokratik değerleri dünyayı kan gölüne çeviriyor”

 

AB Müslüman ülkeleriyle ilişkilerini iyileştirmek ve kendi bünyesinde Müslüman gençlerin radikalleşmesinin önüne geçmek istiyorsa İslamiyeti aşağılayıp, İslami değerlerini red etmek yerine “İslamiyeti evrensel değerleri olan bir medeniyet olduğunu“ kabullenmesi gerekiyor. İslamiyetin kendi felsefesi, tarihi, sanatı, edebiyatı var. Avrupa'nın 18.yy’dan kalma evrensel diye Dünya’ya empoze etmeye çalıştığı demokratik değerler Irak, Libya, Afganistan örneklerinde olduğu gibi Dünyayı kan gölüne çevirir bu değerler 21.yy Dünyasına uyarlanması gerekmektedir.“

 

“DEAŞ’e katılımın yüzde 70’i Avrupa’dan“

 

DEAŞ’e üye olan gençlerin yüzde 70’inin Avrupa’da yasayan gençlerin olduğuna da dikkat çeken Doç. Dr. Şenocak; “Bu durum Avrupa’nın kendi evrensel olarak değerlendirdiği değerleri sorgulaması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca Avrupa'nın entegrasyon politikasının bir fiyasko olduğunu göstermektedir. Bu durum özellikle Müslüman gençlerin “ötekileştirerek“ kimliksizleştirilmesi ve radikal grupların kurbanı haline gelmesine neden olmaktadır. AB acilen yeni bir entegrasyon politikasıyla bu gençleri kazanması gerekmektedir.“

 

“AB, Türk halkı karşısında güven kaybına uğradı“

 

Türk halkı karşısında AB‘‘nin güven kaybına uğradığını da söyleyen Doç. Dr. Şenocak; “15 Temmuz darbe girişimi karşısında Türk halkının mücadelesi AB tarafından Demokrasi Zaferi olarak nitelendirilmemesi ve aksine Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtı kara propaganda yapılması Türk halkının AB’ne güvencesini sarsmıştır. Bugün Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinin devam etmesi konusunda referandum yapılsa yapılan araştırmalara göre halkın yüzde 83 durdurulması kararı çıkar. Bunun nedeni AB Türkiye’yi yıllardır oyalaması ve Türkofobik tutumu olarak değerlendirilmektedir. Referandumda AB ülkelerinde evet sonucunun yüzde 75 oranında çıkmasının nedeni AB ülkelerinde yapılan Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtı propagandanın Türkiye karşıtı olarak algılanmasıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’in; “Ben mazlumların sesiyim“ söznü dikkate alınması gerekir bu önemli mesajla sadece Türkler değil Dünya’da yaşayan Müslüman topluluğu kendini bu sözle bağdaştırıyor. İslamofobianın yükselişiyle kendilerini mazlum görüyorlar. Yani 1.7 milyar insan, 57 ülke önümüzdeki günlerde Türkiye’nin dış siyasetinde önemli bir rol oynayacaktır.”

 

“Türkiye,AB arasında yeni bir işbirliği gerekli”

 

Türkiye Müslüman ülkelerle, Afrika, ülkeleriyle, Rusya, Çin gibi ülkelerle yeni pazarlar ararken ekonomik krizle boğuşan AB için büyük kayıp olacağını da kaydeden Doç. Dr. Şenocak; “AB, Türkiye’nin en önemli ekonomik partneri. Türkiye’nin, Rusya, Hindistan, Çin, Müslüman ülkeleri ve Afrika ülkelerinde yeni pazarlar oluşturması ekonomik krizle savaşan AB için bir kayıp olacaktır. Bunun yanında AB Türkiye için de önemli bir partnerdir özellikle IPARD, ERASMUS gibi AB fonlarının desteklediği projelerle Türkiye önemli reformlar yapmıştır. Uyum sürecinde Türkiye gerek yargı, gerek ticaret, eğitim sektörlerinde önemli gelişmeler ve standardizasyon sürecinde başarılı çalışmalar yapmıştır. Kazan-kazan esaslı yeni bir işbirliği modeli geliştirilmelidir.”dedi.