1. HABERLER

  2. KARADENİZ HABERLERİ

  3. Başkan Genç basınla buluştu
Başkan Genç basınla buluştu

Başkan Genç basınla buluştu

Başkan Genç basınla buluştu

A+A-

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç basın mensuplarıyla bir araya gelerek 16 Nisan'da yapılacak referandum ve Başkanlık sistemiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

 

İşte Başkan Genç’in açıklamaları…

 

‘16 Nisan referandumda  şuan ki parlamenter sistem yönetiminden Cumhurbaşkanlığı yönetimine geçeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti'nin hiç bir şekilde devlet şekli değişmeyecektir. Cumhuriyet olarak kalacaktır. Anayasamızın ilk 4 maddesi ne diyorsa öyle olacaktır. Kesintilerde de olsa şuanda, kesintilerle birlikte demokratik bir cumhuriyete devam ediyoruz. Evet parlamenter sistem demokratik bir yönetim, sistemidir. Cumhurbaşkanlığı sistemi de demokratik sistemdir. Demokratik sistemin en önemli noktaları serbest seçim, çok partili sistem ve vatandaşın anayasal haklarının olmasıdır. Geçeceğimiz sistem tamamen milli iradeye bağlı seçimle gelinen seçimle gidilen bir sistem adı da bizim ülkemizde cumhurbaşkanlığı yönetim sistemidir. Yeni gelen sistem bir yönetim sistemidir. Kesinlikle Cumhuriyetimize devam edeceğiz.Kuvvetler ayrılığının bugünkünden çok daha demokrasiye uygun olacağını hep birlikte yaşayıp göreceğiz.Artık bu sistemle halk başkanını seçtiği gibi  gerçek vekilini de seçecek. Şu an ki sistemde milletvekilini parti veya genel başkan seçiyor. Ben bunu seçtim diyor. Yani seçmen partisine oy verdiği için istese de istemese de beğenmediği vekil adayına da oy vermiş oluyor. Halbuki yeni sistemde bu böyle olmayacak. Parti teşkilatı ve Genel Başkanlar, halkın istediği ve oy getirebilecek adayları mecburen aday koymak durumunda olacak. Bu ne demek? Artık vekilleri de halk belirlemiş olacak. Yani milli irade çok daha net bir biçimde tecelli edecek”

 

NEDEN BÖYLE BİR SİSTEME İHTİYAÇ DUYULDU

 

2002'den beri AKP tek başına iktidar zaten neden değişiklik yapılıyor diye soruluyor. Değerli arkadaşlar 1950 yollardan sonra çok partili sistemden sonra maalesef geçirdiği evrelerden dolayı milli iradeyi bu sistem koruyamamıştır. 1960'da 1970de 1980'de 1997'de ve 2007'de ve bunun finali 15 Temmuz'da milli irade birileri tarafından devletin içine sızan ihanet şebekeleri tarafından milli irade sekmeye uğramış uğraşmışlardır. Milli iradeyi sekmeye uğratan bu sisteme karşı bile 15 Temmuz'da milli iradeye bu millet sahip çıkmıştır. Dolaysıyla demek ki 15 Temmuz darbesi iradesini koruyamayan parlamenter sistemine karşı bu millet kendi iradesini korumuştur. TBMM'yi iradesini koruyacak bir sisteme geçilmesi kararı almıştır ve buda milletin kendi iradesine bırakılmıştır. Bir hadise olduğunda bu işin arkasında kesin derin devlet vardır deriz demişizdir. Neden demişizdir. Bu sistem demiştir ki siz başa gelebilirsiniz yol yaparsanız her şeyi yaparsınız fakat belli merkezi konulara asla dokunamazsınız dediler. Kim dokunmaya kalkıştı, Menderes dokunmaya çalıştı astılar. Keza Özal, Demirel, Türkeş'e dokunmaya çalıştı dokundurmadılar. En sonunda 15 Temmuz'da aynı şeyi yapmaya kalktı fakat bu millet ve Recep Tayyip Erdoğan onlara bu parlamenterler sistemi kullanıp milletin iradesini yok etmeye çalışanları dersini verdi. Bu sistem milletin kendi iradesini yok ediyor. Bu sitemde halk hem başbakanını seçiyor hem cumhurbaşkanını seçiyor.  Bu bizim ülkemizde hep çift başlılık yaratmıştır. Bu devletimizin milletimizin bir adım ileri daha iyi yerlere gelmesini engel olmuştur. Bu yeni gelecek sistemle bu çift başlılık ortadan kalkacaktı. Türkiye bu sistemle daha da çok ileriye gidecek dünyada lider ülkeler arasına girecektir. Benim samimi tespitim şudur. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi muhasır medeniyet dediğini gibi biz muhasır medeniyeti en iyi yerine getiren bir milletiz.

 

Avrupa Avrupa diyorlar onların ne olduğunu gördük. Diplomatik dokunulmazlığı olan bakanlarımıza yapılanlar orada Bir Türk toprağı sayılan Türkiye konsolosluğuna bakanımızın konsolosluğa sokulmaması Hollanda'nın Almanya'nın Avrupa'nın yok olmaya gittiğini görüyoruz. BARO’ların biz siyasete alet edilmesine karşı çıkıyoruz. Eleştirecek tabi ki Barolar Başkanı eleştirecek ki daha iyisi olsun. Ancak Bakanımıza Hollanda'da yapılan muamelelere yaşanılan sıkıntılara bu bir ithal mağduriyet demesini şiddetle kınıyor ve eleştiriyoruz. Ana muhalefet partisinin bile uluslar ilişkileri askıya alalım diyor. Ama sayın Barolar Birliği başkanı İthal kriz  diyerek milli bir duruştan uzak görüntü veriyor. Oysa bu tür meseleler milli bir duruş gerektirir. Siyaset üstü bir duruş gerekir. Benim eleştiri noktam burasıdır.’’dedi.