1. YAZARLAR

  2. Gülşah Yıldırım

  3. İnsana en çok yakışan duygu...
Gülşah Yıldırım

Gülşah Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

İnsana en çok yakışan duygu...

A+A-

Söylemesi çok zor ama dünya her geçen gün daha kötü bir yer haline geliyor. Yaşadığımız olumsuz durumlar karşısında “Bizim zamanımızda böyle miydi?” cümlesini ne kadar sık kurduğumuzu fark ediyorum. Evet gerçekten bizim zamanımızda böyle değildi. O kadar kirlendi, o kadar çivisi çıktı ki görebileceğimiz güzellikler azaldı. Bu kirlenmeye verilecek sayısız örnek var. Ve bunların karşılığında eskilerin güzelliklerine de verilecek sayısız örnek oluyor tabi olarak. Hangi birini sayayım diye düşünüyorum ve bunu düşünürken zihnimin yorulduğunu hissediyorum. Tacizleri mi, tecavüzleri mi, cinayetleri mi, hırsızlıkları mı, başkasının hakkını her türlü gasp edeni mi, birbirine saygısı olmayan insanları mı, hayvanlara eziyet edenleri mi, merhametsizlikleri mi, vicdansızlıkları mı?... Hangisini söyleyeyim? Yorulduk!

Yaşamın doğal bir gereği olarak bu dünyaya çocuk getiriyoruz. En kolayı bu… Peki ya sonrası… Saldım çayıra mevlam kayıra yapan insanlar yüzünden dünya bu kadar kirlendi. Çocukluktan verilmeyen merhamet ve vicdan eğitimi, maalesef büyüyünce kişinin içindeki canavarı ortaya çıkarıyor. Sonra işte yukarıda saydığım insanlık suçları ortaya çıkıyor. Hepimiz hata yapıyoruz. İnsanız, hatasız kul olur mu hiç? Ancak hatanın bile bir sınırı var. Her şey çocukluktan başlıyor aslında. Çocukken neysek büyüyünce de o oluyoruz. Aileler o kadar fazla sorumlu ki bu konuda… Allah aşkına tek derdiniz çocuğunuzun okuldaki notları olmasın. Tek derdiniz çocuğunuza marka giydirmek olmasın. Bu dünyayı daha fazla kirletmeyin. Çayıra salmayın artık. Ya doğurmayın ya da kimsenin başına bela etmeyin. İyi yetiştirin. Geleceğin katilini, tacizcisini veya içi kin dolu, haset dolu, tek derdi insanları üzmek olan, kavgadan beslenen çocuklar yetiştirmeyin.

Öyle şeyler görüyorum ki şaşkınlıktan kilitlenip kalıyorum. Buna inanın… Bizler çocukken tek derdimiz önce hangi oyunu oynayacağımız olurdu. 90’lı yıllar ve öncesinde çocukluk geçirenler ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır. Şimdi bakıyorum, gözlemliyorum… Yok böyle bir şey… Böyle çocukluk yok. Yalan, plan, dedikodu, entrika, bozgunculuk hepsi var çocukların arasında… Ürküyorum bunları görünce… Ne yaşatıyorsunuz bu çocuklara evinizde? Neden böyleler diye isyan edesim geliyor. Çok derin bir yara…

Demem o ki; çocuklarınızı eğitin. Sevgi çoğu zaman her şeyin ilacıdır. Sevginizi verin. Her şeyi açık açık konuşun. Doğruyu yanlışı anlatın. Bıkmadan usanmadan, defalarca… Son nefesinize kadar… Öğretin onlara yüksek bir binanın tepesinden aşağı koca taş parçaları atılmayacağını. Dedikodunun sadece kendi ruhunu çamura bulayacağını… Ara bozmanın sadece kendi ayağına çelme takacağını… İnsan satmanın aslında kendi ruhunu satmak olduğunu bilen çocuklar yetiştirin. Mutluluğun başkalarının da hakkı olduğunu ve başkaları da mutlu olduğunda kendi mutluluğunun çalınmayacağını… Başkalarının iyi olmasının ona zarar vermeyeceğini, aksine yaşadığı dünyanın daha güzel bir yer haline geleceğini bilsin. Hayvanları sevmesini öğretin mesela... Yaşlı insan görünce merhamet duygularıyla yüreği pırpır edecek bir çocuk yetiştirin. Bir bebek görünce koruma içgüdüleriyle elini tutacak kızlar, erkekler yetiştirin. Merhamet bir insana yakışan en güzel duygudur. Merhametli, vicdanlı evlatlar yetiştirin. Ama önce kendinizi değiştirin! Kin ve düşmanlık tohumlarınızla kirletmeyin bu dünyayı artık!

Önceki ve Sonraki Yazılar