1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Öyle de bir Türk değiliz biz
Öyle de bir Türk değiliz biz

Öyle de bir Türk değiliz biz

Yener Yanık yazdı...

A+A-

Şu paylaşımlarla başlayalım:

 

“Ülkede on milyon işsiz varken, üç milyon iki yüz bin Suriyeliye maaş ödemek vatan hainliğidir.”

 

“Suriye’de Türk askerleri şehit olurken Suriyeli gençlerin Türkiye’deki hali bu…( görsel )”

 

“Suriyelilere vatandaşlık hakkı verilmesini istemiyorum.”

 

Buna benzer yüzlerce söz, görsel vs.

 

Hatta bu söylemlerden de öte 15 Ekim 2014’te bir televizyon programına konuk olan Ana muhalefet liderinin “ 1,5 milyon Suriyeliyi almak vatana ihanettir.”söylemi yüreklerimizi ayrı dağlamıştı.

 

Zihniyet hiç değişmedi diye cümleye başlayacağım ama bazıları yine alınganlık gösterecek…

 

1944 yılında Milli Şef İnönü döneminde 146 Azeri kardeşimizin Stalin’in zulmünden kaçarak bize sığındığı ve tarihe Boraltan Köprüsü Vakası diye geçen yürek acısı hatta ihanet diyebileceğimiz olayı yad ettim  Ana muhalefet liderinin söyleminden hareketle.

 

( Rus zulmünden kaçıp Arasnehrini Boraltan köprüsünden ( Iğdır) geçerek bize koşan 146 Azeri kardeşimiz Türk karakoluna sığınır. Bunun üzerine Rusya Ankara’ya Nota verir.  “ Bizi siz öldürün ama Ruslara teslim etmeyin.” diye feryat eden kardeşlerimiz, köprünün karşı tarafında bekleyen Rus askerlere, askerlerimizce Ankara’dan gelen emir doğrultusunda  teslim edilir. Ve Türk askerlerinin gözü önünde 146 Azeri kardeşimiz Ruslarca orada kurşuna dizilir. )

 

Şu çok iyi bilinmelidir ki Azeriler ne kadar kardeşimizse Suriyeliler de o kadar kardeşimizdir.

 

İç savaştan önce Suriye’de 3,5 milyon Türkmen yaşadığı gerçeği bize bu söylemin ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor zaten.

 

(Şam’da 460 bin, Halep’te 975 bin, Hama’da 350 bin, Humus’ta 835 bin, Lazkiye’de 385 bin,

Tartus’ta 50 bin, Rakka’da 120 bin, İblid’de 25 bin, Dera’da 75 bin, Kuneyra’da 50 bin ve diğer bölgelerde 175 bin olmak üzere 3,5 milyon Türk Suriye’de yaşamaktadır. - ORSAM raporu )

 

Ve bu Türkmen nüfusunun dağılımına baktığımızda daha çok Türkiye sınırına yakın illerde yaşadıklarını görüyoruz. Örneğin Halep, Şam, Rakka vs.

 

 

 Birilerinin bugün Suriyeli istemiyoruz söylemi aslında etki ajanlarının sosyal medyaya ve diğer medyaya yaydığı zehirli söylemlerdir. Bu etki ajanları çok iyi biliyor ki Suriye fiilen bölündü, Rusya Lazkiye üzerinden sıcak denizlere açıldı, Lazkiye’ye konuşlandı.

 

ABD destekli İsrail’in Arzı Mevud hayali Rusya ile bir şekilde süreceği ama Müslüman ve Osmanlı bakiyesi bir Türkiye varken bu hayalin gerçeğe dönmeyeceği aşikârkenüstelik ortada1939 yılında cereyan etmiş bir Hatay gerçeği de varken bizdeki saftiriklerin bu etki ajanlarının gazına gelip Türkmen- Arap ve Kürt kardeşlerimizden mürekkep Suriyelilere karşı olumsuz tavrı cahilliklerinden olsa gerek…

 

Rahmetli Erbakan’ın “Bir gün Suriye işgal edilirse, anlayın ki sıra Türkiye’ye gelmiştir.” söyleminin nasıl gerçekleştiğini 15 Temmuz’da uçurumun kenarından dönerek çok acı ve kanlı bir şekilde görmüş olduk.

 

15 Temmuz’un hemen ardından içimizdeki hainlerin ( Hatay Samandağ’ından Hakkari Şemdinli sınırına uzanan tüm tugaylardaki bir numaralı pırpırlılar Fetö’den tutuklu ) tasfiye edilmesiyle 25 Ağustos’ta başlattığımız Fırat Kalkanı harekatıyla önce bize giydirilmek istenen kefeni yırttık ardından da Arzı Mevud hayallerini kursaklarında bıraktık.

 

İsrail bayrağına sembol edilmiş üst çizgideki Fırat, Fırat Kalkanı ile dumura uğradı. Demek ki operasyona bu adın verilmesi de birilerine verilmek istenen çok net mesajdı. ( 25 Ağustos 1516 Mercidabık… Tam beş yüz yıl sonra aynı ay aynı gün )

 

Ortadoğu için söylenen “Eğer mutfakta yoksanız ( savaş ) anlayın ki menüdesiniz.” söylemini 15 Temmuz “MENÜ”sünden çıkıp, 25 Ağustos Fırat kalkanı ve devamında EL Babmutfağı ile doğrulatmışsak bunda beş yüzden fazla şehit veren Özgür Suriye Ordusunun (  Türkmen- Kürt- Arap birliklerden oluşan  ) büyük bir payı vardır.

 

Şimdi birileri kakmış ne işimiz var Rakka’da diyor. Dün de ne işimiz var Suriye’de diyordu…

 

Ah akıl… Pennsylvania stüdyolarından gelirsen böyle söylersin tabi…

 

Türkiye’nin güvenliği Suriye’den başladığı için orada işimiz var. Yeni PKK’lar, yeni Kobani’ler, yeni Gezi’ler yeni 15 Temmuz’lar yaşanmasın diye Rakka’da, Münbiç’te işimiz var.

 

Ve bundan sonra işimiz orada hiç bitmeyecek. İşimizin adı oralar olacak. El Bab’da verdiğimiz yetmiş şehidin kanı bunun sigortasıdır, teminatıdır deyin bir zahmet içimizdeki zavallılara, kör cahillere, hayatı ve dünyayı faacebooktan, birilerinin SÖZCÜsü olanların yazılarından, söylemlerinden takip eden şapşalaklara…

 

Ve birilerinin gazına gelip paylaşım yapan bu şapşalaklar iyi bilsin ki Suriye bizim en az bin yıllık ata toprağımızdır ve oradaki kardeşlerimiz bin yıllık canımızdır, varlığımızın teminatıdır.

 

 Ey zavallılar…

 

Olmasaydın olmazdık söylemini bir kişiye atfetmekten ziyade, OLMASAYDI- OLMAZDIK söylemini gerçek manada diyeceğimiz yer ÇANAKKALE savaşıdır...

 

O savaşta; boyun bükmeyeceğimizi, bağımsız olacağımızı, tek kişi kalana kadar savaşacağımızı, Türk ölür ama esir düşmez, yönetilemez, boyunduruğa giremez, toprağı için her şeyden vazgeçer, canını verir ama namus bildiği toprağı vermez söylemlerini 250 bin şehitle ispat ettik yedi düvele…

 

I. Dünya Savaşının sona ermesinin ardından geçilip İstanbul işgal edilse de İngiliz’in DNA' sına bu ruhu yazdığımız yer Çanakkale’dir.

 

Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı diye şairin övdüğü bu savaşta en çok şehit veren ilimiz ise o dönem Osmanlı toprağı olan HALEP' tir... ( 6400 Halep/ 2.4000 Şam / 3400 Bursa )

 

Ne Çanakkale’yi ne de sonrasını unuttuk biz…

 

Hain diyerek bu ülkeden kovduğunuz ve açlığa susuzluğa, rezilliğe, yokluğa terk ederek Fransa’ya silah zoruyla gönderdiğiniz Vahdettin’i ve ailesini de hiç unutmadık biz.

 

 

Vahdettin’inna’şını Fransa’da hacizden kaldırıp kömür gemisinin dehlizine koyan bir avuç Müslüman, cenazeyi Şam’a gönderirken ( onlar sahip çıktı ve çok büyük bir kalabalıkla Vahdettin defnedildi ) siz Boraltan köprüsünde ecdada sövüyordunuz.

 

 

Türkçeyi Agop Dilaçar’dan ÖZDİLini öğrendiği gibi öğrenip konuşan;

 

 kendi tarihini bilmem hangi Ermeni yazardan okuyup öğrenen:

 

Suriyeliler askere alınsın, Suriyeli istemiyoruz, vatandaşlık verilmesin, maaş bağlanmasın, bu topraklarda yaşamasın, def olup gitsinler diye nara atan, 

 

Darbükatör BARYAM gibi GEZİ’de GEZEN, SÖZCÜ beyinlilerdensiniz siz…

 

İçinde çoluk çocuk onlarca Suriyelinin olduğu bir botu, mızrağı ile patlatmaya çalışan Yunan askeri gibisiniz siz…

 

Suriyelileri döven, tekmeleyen, tel örgülere mahkum eden, kafalarından aşağı işeyen Haçlıların zihniyetindesiniz siz…

 

Kendilerini bunlar gibi görmeyen, siz dediğim için bana da küfür saydıran, eskiden bizim köyde yaşayıp şimdinin modern burjuvasına tabi olan Bre dangalaglar…

 

Hadi onları anladık da size ne oluyor…

 

Dün sizin için ölüme koşan ve ölen adamlara tavrınız buysa bilin ki bu bir algı operasyonudur ve İngiliz aklıdır...

 

Bunu neden akletmiyorsunuz.

 

Hatay' ın nasıl sonradan Türk toprağı olduğunu neden hatırlamıyorsunuz, bu ülkenin bekasının Suriye’den geçtiğine de mi idrak etmiyorsunuz.

 

………………………………………………………………….

Biz;

 

Bir asır önce on bin şehit vererek Çanakkale’yi geçilmez kılan ve yeni bir devlet kurmamıza bir şekilde vesile olan Suriyeli kardeşlerimize nankörlük yapamayız. 

 

Aydan bebekler denizlerde boğulurken, “Amca bir şey diyeceğim, ama utanıyorum.” diyerek ekmek isteyen beş yaşındaki Suriyeli çocuğun açlığını, çaresizliğini görmezden gelemeyiz biz.

 

İzmir’de” işe geç gelen Suriyeli zavallı”yı darp eden ve Türk’ün Suriyeliye intikamı diye sosyal medyada paylaşım yapan itin biri gibi değiliz biz.

 

 Öyle bir türkümüz de olmadı öyle bir Türk’ü de kabul etmeyiz biz. 

 

Ezcümle… ÖYLE DE BİR TÜRK DE DEĞİLİZ BİZ…