1. YAZARLAR

  2. HALİL ŞANLI

  3. ÖZAK DAVAYI KAYBETTİ !
HALİL ŞANLI

HALİL ŞANLI

Yazarın Tüm Yazıları >

ÖZAK DAVAYI KAYBETTİ !

A+A-
İşte dava konusu olan O  yazılar …
 
Spordan sorumlu eski devlet bakanı   ve Trabzon milletvekili Faruk Nafiz Özak yazarımız Halil Şanlı’yı;   ‘ Hazreti Ömer ve Gadaşum’   adlı yazılarından dolayı 16 Haziran 2011 tarihinde dava  etmişti. Yazıda adı geçmemesine rağmen    yazılanları üzerine alan ve dava açan Özak’ın açtığı mahkeme     yaklaşık bir yıl sürdü .    Trabzon asliye hukuk mahkemesinde Cuma günü sonuçlanan dava da Faruk Özak, söz konusu yazılarından dolayı yazarımız Halil Şanlı ve sitemiz için ayrı  ayrı 20’ şer bin liralık davalar açmıştı. Hakim Cuma günkü son duruşmada   Özak’ın   tazminat talebine ret kararı verdi. İşte söz konusu o yazılar…
 
 ‘GADAŞUM’ VE HAZRETİ ÖMER!

- Abi nasılsın?

Müthiş bir tebessüm ve alçak gönüllülükle …

-‘Sağol gadaşum, hamd olsun. Sen nasılsın?’

Tatlı bir ses tonuyla devam …

‘Ya gadaşum, Trabzonspor’a sahip çıkın. Mahvettiler Trabzonspor’u .. Allah Trabzonspor’u bunlardan korusun!Bunlarda hiç Allah korkusu yok mu? ‘

‘Gadaşum’ hitabı ile meşhur abimiz , haram ve helal noktasında çok itibarlıdır. Hatta çok hassas! Öyle tanıdık, öyle bildik… Ancak eline imkan geçti mi! Ondan sonrasını bilemem artık. Sonrası kafalarda hep soru işaretleri…

Trabzon ‘a Forum yapıldı. Oh ne güzel. Trabzon’umuz bir yatırıma kavuştu. Helal olsun vallahi. Trabzon esnafı koşar adım yer kapmaca yarışına başlıyor.

- Kardeş ben bir dükkan kiralasam! Ben şurayı beğendim ama…

- Yoook orası olmaz beyefendi!

- Neden yaaa?

- Orası ‘gadaşum’a ait….

- Peki şurası olsun bariii…

- Orası da olmaz! Orası da, şurası da , burası da ‘gadaşum’a ait!!! Allah Allah! En güzel köşe başları, ‘Gadaşum’da!!!

- İyi öyle olsun bakalım! Ya bu ‘Gadaşum’ güce dayalı fırsatçılık yapmazdı hani ? O bizim, mütevazı , dini bütün ağabeyimiz değil miydi? İslam dininde fırsatçılık yoktu hani!!!

Varlıbaş iş merkezi açılır.. Ardan yıllar geçmiştir. Değerli bir dostum iş yeri tutmak ister…

- Selamunaleykum.. Şey; arkadaşlar, şuradan bir yer kiralasam!

- Olur beyefendi ne demek…

- Ben şurayı beğendim.

- Ne yaptın sen yaaa! Orası ‘Gadaşum’un!

- Hay Allah ! ‘Gadaşum’ buraya da el atmış.

- Peki şurası olsun.

- Olmaz! Orası, şurası, burası hepsi ‘Gadaşum’un!!!

Bizim ki dayanamaz…Yetkili müdüre der ki ;

- İyi de kardeşim madem her yer ‘Gadaşum’un! Siz benimle neden muhatap oluyorsunuz. Bari beni ‘Gadaşum’la muhatap etseydiniz de onunla pazarlık etseydim !!!

Ya ‘Gadaşum’ bir tane de bir müslümana bu konularda yardımcı olsa! Öyle ya Müslümanlık da ‘hep bana ‘ işi yoktur…

‘Elhamdulillah bizden daha müslümanı yoktur’ amma!!! Dünya işlerini çok karıştırma!

Trabzon Kültür müdürlüğü Trabzon’da ki gümüşçüleri çağırır. Hepsi toplanıp gider. Yetkili der ki :

-Arkadaşlar gümüşten hediyeler hazırlayın. Yöremizi anlatacak şeyler olsun. Yaz olimpiyatlarında gelen misafirlere dağıtacağız!


Gümüşçüler sevinir. Ellerini okşamaya başlarlar! Öyle ya ekmek parası. Herkes bir şeyler hazırlar ve müdürlüğe teslim eder. Hemen akabinde sessiz sedasız bir ihale yapılır…Vay anam vayyyy!!! İhaleye tek bir kişi katılır. Muhtemelen göstermelik evraklar doldurulup, başkaları da girmiş gibi yapılır ama özünde ihale tek kişiliktir. Bilin bakalım kim vardır ihale de?


‘Gadaşum’un evladı!

‘Gadaşum’un evladı, 200 bin liraya ihaleyi alır. Bizim gümüşçülerin yaptığı nümuneleri de alıp çantaya koyar, İstanbul’da ki gümüşçülerin yolunu tutar! Ohhh ‘gadaşum’ cephesinde gelsin paralar! Bizim gümüşçüler mi? Her biri çeksin ‘vah’ lar!

Haa bir de kuvvetli bir iddia var… ‘Gadaşum’a ait 300 civarında tarihi özellik taşıyan tablo var. Toplam değeri 5 milyon civarında! Yok canım ne var bunda ? Siz de çok abartıyorsunuz. Adam, birilerine iş görmüş oturduğu makam sayesinde! İşi alanlar da getirmişler hediye ! Tam Hz.Ömer misali değil mi !!!

Hey gidi alçakgönüllü haram ve helalin timsali ‘Gadaşum’ hey! Makam, mevki , koltuk seni ‘fırsatçılığa’ ne kötü alıştırmış. ‘ Güç bende’ misali ‘para para’ diye koşuyor, her yeri çıkar görüyorsun. Sen köşe başlarını tut! Tut ki senin çoluk çocuğun saraylarda , köşklerde , en son model arabalar üzerinde yaşam sürsün. Hatta torunların! Ama benim bir kuruşa muhtaç ‘tevekkel’ vatandaşım, sana oy versin ki torunlarının torunları da kıyamete kadar maddi hayatını garantiye alsın! Fındığı elinden alınmış, tütünü, çayı… Önemli değil ‘abim’ önemli değil! Sen ve yakınların işinizi yürütün ! Korkma yaaa, vallahi korkma! Bu vatandaş seni omuzlarda taşır hiç kuşkun olmasın ! Amma bunun hesabını öbür dünyada verir misin? İşte onu hiç birimiz bilemeyiz! Orada sorgu meleklerine ‘ Gadaşum’ demekle işi karşıya geçer misin bilemem! Lakin eski dostluğumuz adına derim ki nefsini sorgula ve hazreti Ömer’in hayatına bir kez daha göz at!!!
 
 
 'GADAŞUM' VE HZ.ÖMER- 2-

Asiye kanserin pençesinde yaşam mücadelesi veren, 45 yaşlarında beş çocuk annesi bir kadındır. Namazında niyazında, elinden Kuran-ı Kerimi düşürmeyen, her nefeste 'Allah' diyecek kadar, korku ve sevgiyi içinde taşıyan bir kadındır gariban Asiye! Asiye'nin eşi, evini yıllar öncesinden terk ettiği için garibim geçime muhtaç zavallı bir kuldur. Fakirlik ve çaresizlik yetmezmiş gibi amansız hastalığın pençesine yakalanınca , kanser gibi pahalı bir tedavi için artık ona çok daha fazlasıyla para gerekmektedir. Çünkü Asiye'nin sosyal hiç bir güvencesi yoktur. Tek umudu yeşil karttır!Yeşil kartı bulunmayan Asiye'nin adamları, 'Gadaşum'a' ulaşırlar. Çünkü 'gadaşum'un kılıcının kestiği günlerin başlangıcıdır o dönemler. Söz de O; Allah korkusunu içinde taşıdığı ve Trabzon'un en güçlü siyasetçisi olduğu için bu sorunu rahatlıkla çözecektir. Durum acildir. Fakat aradan bir hafta geçmesine karşın Hazreti 'Gadaşum' dan cevap alınamamıştır.

Hasta yakınları on gün sonra kendisine ulaşır!

- Ya 'devletlüm' ne oldu bizim hastanın yeşil kart işi ? diye sorulur, hazreti 'Gadaşum'a!

Cevap ilginçtir:

--- ' Şey Gadaşum , kocasının bağ-kura borcu olduğu için yeşil kart çıkartamıyoruz'!


Tam Hz. Ömer misali değil mi ! Eminim ki Allah dostu Ömer' de çaresizlerin derdine böyle yaklaşımlar ile derman olmuştur!!!


Olay bana intikal ediyor! Şahsıma... Olayı bir devlet kurumunda santral memurluğu yapan teyzemin oğluna aktarıyorum. Dikkat buyurun ! Santral memuru teyze oğluna..! Allah razı olsun öyle bir ilgileniyor ki, 24 saat sonra Arsin kaymakamlığından yeşil kart geliyor! Gariban ve bir dilim ekmeğe muhtaç, kuzularına doyamamış beş çocuk annesi Asiye'nin gözleri ışıldıyor ! İçinden ; 'Belki bu yolla tedavi olurum da sağlıkla kuzularımı biraz daha fazla görürüm.Onlara doyarım' diye düşünüyor ... Asiye'nin duaları bizim teyze oğlu için! Asiye'nin gariban olması, bir dilim ekmeğe muhtaç bulunması, namazı - niyazı , beş çocukla sıkıntılı günler yaşarken kanserin pençesinde can çekişiyor olması, 'gadaşum' gibi vicdanlı(!) devlet adamlarımızın umurunda olmuyor! ...Ne alaka denmesin? Şimdi benim vekilim, ya da bu Asiyeler'in vekilliğini yapacak bir insanın böylesine duyarsız olması hangi insanlık ölçüleri ile bağdaşır ? Bugün Asiye' ye, yarın bana, daha sonra sana!


xxx


Trabzonsporlu Selami Güven'i tanırsınız. Eski futbolcumuz! Onun iş ortağı olan Sedat Şakar'ı da tanımanız lazım! Şakar 'da Trabzonspor Asbaşkanı Nevzat beyin kardeşi! Bu ikili yıllardır Trabzon'da çocuklara dönük eğlence merkezlerini işletirler. İşlerinde de başarılıdırlar. Toplumda sevilirler. Yaptıkları işin ehlidirler. Forum'da işlettikleri oyun salonundan sonra Varlıbaş'ın yeni yaptığı belediye binasında da bu tür bir oyun merkezi açmak isterler. Kendi kendilerine derler ki ;'' 'gadaşum' abimize gidelim. O bu işi çözer. Bize yardım eder''!
'Gadaşum'a giderler :

--- Abi Varlıbaş'ta böyle bir yer düşünüyoruz. Biliyorsun bizden başka Trabzon'da bu işi yapan yok. Buraya da bir tane açmak istiyoruz. Kirası ne ise veririz. Süleyman Varlıbaş beyle konuyu sen görüşsen!Sana yok diyemezler!...


--Tamam Selami'm , tamam Sedat! 'Gadaşlarım' hallederiz o iş kolay ya!



Aradan yaklaşık bir ay geçer. 'Gadaşum'dan cevap yoktur. Fakat yaşanan bir gelişme vardır. Varlıbaş'ta birileri çocuk oyun merkezi açmıştır. Yine soruyorum! Bilin bakalım kim ? Niye soruyorum biliyor musunuz? Bazı 'andavalların' iyi anlaması için, bilerek soruyorum.
Evet cevabı bildiniz; 'gadaşum'un trilyonlarla oynayan oğulcukları açmışlar o çocuk merkezini!
Ne oldu Selami abi, Sedat abi ? Ne dersiniz , verelim mi oyumuzu 'gadaşum' a ? Verelim, verelim abiler! Verelim ki onların çocukları, torunları, yedi ceddi, ceddinin ceddi rahat etsinler. Verelim ki bizim aleminyumdan imal edilmiş bebelerimiz naneyi yesinler!!!
Ne muhteşem değil mi sevgili okurlarım! Tıpkı Hz. Peygember'in sadık dostu, Hz. Ömer'in yaptığı gibi....!



xxx


Nuri Albayrak yönetimi zamanındayız. 'Gadaşum' devletin en etkili isimlerinden birisi. ' 'Gadaşum' bizden ya, nasıl olsa halleder' diye Albayrak'ın yöneticileri ona koşuyor! Akyazı projesini ona sunuyorlar ilk! Ama o tepki veriyor: 'Ne işiniz var sizin projelerle falan, kulübü bakın da adam gibi yönetin' diye de fırçayı basıyor! Ve sonraki günler defalarca basına beyanlar veriyor.. 'Akyazı hayaldir! Uçuk bir projedir! Yasalara aykırıdır'! vs....
İnatla bu projeye yaklaşık dört yıl, evet evet geçen yıla kadar muhalefet eder bizim 'gadaşum' hazretleri!
Asıl korkusunun bu proje ile Albayraklar'ın Trabzon'da efsaneleşmesi olduğu da ona yakın kaynaklarca hep iddia edilir! Yani onun derdi, buraya olacak , bu şehre yapılacak yatırım değil! Yatırımı kimin yaptığıdır! Tıpkı Trabzonspor şampiyon olacaksa, kimin başkanlığında olacağının, onun nezdinde ayrı bir öneme haiz olduğu gibi. Örnek, Trabzonspor Albayrak’la , M. Ali Yılmaz'la asla şampiyon olmasın! Yani ona 'itaat etmeyen' hiç kimse bu takımı şampiyon etmesin gibi... Neyse Akyazı 'ya, yani 'gadaşum'un 'hayal' diyerek karşı çıktığı olaya tekrar dönüyoruz.
Şimdi 12 Haziran seçimleri öncesi! Geçen hafta 'gadaşum' şöyle diyor:


'Diğer siyasi partiler ne yapacaklarını söylesinler. Trabzonspor'u kullanmasınlar. Bakın biz Akyazı dedik. Akyazı'yı yaptırıyoruz. Bizim ortaya koyduğumuz bir eser var'!


Vay vay vay..!Bu kadarına pes..! Nasıl ama; tam mübarek Ömer gibi değil mi ! Ya da Sülo misali ; dün dündür ...


Ve ortada şok bir iddia daha var! 'Gadaşum' veya evlatları, Akyazı'ya en tepeden bakan yerlerden, 20 dönüm arazi kapatmışlar! Şimdi üzeri küllerle
örtülmüştür. Bu işle böyledir. Zamanla görürsünüz nerede ne olduğunu !

Oyy oyyy oyyyy !!! Fırsatçılık ha! Allah' ın dini böyle mi söylüyor! Ya Rab bizleri affeyle....



xxx



'Gadaşum' ve Hz. Ömer, adlı ilk yazımdan sonra ortalığa düşen ve 'gadaşum'a avukatlık yapmaya kalkan, gücün temsilcisi gazeteci büyüklerim olayı saptırmışlardı. O yazımda ki bir iddia ile ilgili olarak Olimpiyat komitesi başkanına sormuşlar ki, 'bir ihale yapıldı mı, gadaşumun evladı aldı mı' diye! Demogoji yaparak kamuoyunu yanıltmışlar! Ben Olimpiyat komitesi böyle bir ihale yaptı yazmadım! Ben, il turizm müdürlüğünde yapıldı dedim. Hala daha iddiamın arkasındayım! Gadaşum hazretlerine avukatlık yapmayı kendine vazife edinenlere diyorum ki ;
Zerre müslümansanız; 'gadaşum'un evladının; Erzurum Kış Olimpiyatları için yapılan tesislerden, ne kadar iş aldığını ve ne kazanç sağladığını da araştırın...Adam gibi gazetecilik yapacaksanız ; evlatların çalıştığı şirketlerin Türkiye'de ne kadar ihaleyi kucakladığını araştırın! 'Gadaşum'un emrinde çalışan üç kuruşluk ekmeğe muhtaç bürokratlara; 'ihale yapıldı mı? O mu, bu mu aldı' demekle sonuca varamayacağınızı siz de biliyorsunuz. Bürokrat size doğruyu nasıl söylesin? Hz. Ömer misali, erdemli politikacılarımız(!) tarafından kellesi mi alınsın yani !!!



Hey gidi ya Ömer! Hayatları boyu seni ve bizim muhteşem, sultanlar sultanı peygamberimizi ağızlarından düşürmeyenlerin riyakarlığına bir bak. Kalk ya Ömer! Bir gör bu ikiyüzlü , davaya ihanet eden, masum görünümlü yüzleri. Efendim'in adını her cümlelerine katık yapıp , senin devlet adamlığından misaller verenlerin; nefislerine nasıl esir olduklarını, ahir zaman fitnesine yenik düşen durumlarını bir görsen ya Ömer! İçin yanıyor değil mi ya Ömer ! Senin adını kullanıp, devlet adamlığı davana ihanet edenleri gördükçe, haşa isyan edesin geliyor değil mi ?

Önceki ve Sonraki Yazılar