1. YAZARLAR

  2. HALİL ŞANLI

  3. Peki adama sormazlar mı?
HALİL ŞANLI

HALİL ŞANLI

Yazarın Tüm Yazıları >

Peki adama sormazlar mı?

A+A-
Yeni anayasa ile ilgili referandum süreci işliyor.  Doğal olarak her yerde ‘evet’ mi,  ‘hayır’ mı  tartışmaları yaşanıyor. Özellikle sosyal medya üzerinde inanılmaz bir tartışma almış başını  gidiyor. Tartışalım elbette! Fakat kırmadan, dökmeden ve intikam alırcasına değil!
 
Bir defa başkanlık sisteminin
‘Diktatörlük’ ile ilgi ve alakası olmadığı çok açık ve nettir.
İddia edildiği gibi cumhurbaşkanının istediği vakit
Keyfi kararnameler çıkarabileceğine dair söylemler,
Gerçekle örtüşmemektedir.
Çünkü cumhurbaşkanı,
Bürokratik anlamda yapılacak atamalarda kararname çıkarabilecek.
Kanunla, yasa ile ilgili hiçbir kararname çıkartma yetkisi olmayacak.
Cumhurbaşkanının şu anki sistemde
Tek taraflı olarak meclisi fesih  etme hakkı varken;
Yeni sistemde, bu daha da zor hale gelecek.
Çünkü meclisi feshettiği vakit,
Kendisini de otomatik olarak fesh etmiş olacak.
Bir başka deyişle, kendi görevinden de feragat edip,
Yeniden seçilebilme riski ile karşı karşıya kalacaktır.
Aynı şekilde meclis de cumhurbaşkanını  görevden almaya kalktığında
Kendisini de feshetmiş olacaktır.
Yani hem cumhurbaşkanı, hem de meclisi uyumlu çalışmaya zorlayan,
Dengeyi kuran bir anlayış hakimolacak.
Bugünkü sistemde cumhurbaşkanı vatana ihanet suçu dışında
Asla  yargılanamaz!
Ve üstelik meclisteki vekillerin
Dörtte üçünün oyu ile Yüce Divan’a gönderilebilirken,
Yeni sistemde attığı her imza,
Yaptığı her icraatta sorumlu sayılacak!
Dahası,  hakkında dava açılabilmesi için
Dörtte üç gibi çok zor olan bir çoğunlukta aranmayacak.
Konuyu daha  dadetaylandıralım…
Elbette bir takım eksikler yeni yasada da olacaktır.
Kimse bu Anayasa ile
‘Artık her şey mükemmel olacak’ iddiasında değil!
Kaldı ki, dört dörtlük ve herkesin  aradığını bulduğu
Tek bir anayasa var mıdır? Ben hiç duymadım!
Duyan , yaşayan varsa anlatsın biz de öğrenelim!
Yeni Anayasa ile ilgili olarak en çok tartışılan konulardan birisi
Kuvvetler ayrılığı. Yani  yürütme, yasama, yargı üçgeni…
Taraf olmak için değil tamamen halisane duygularla  sormak istiyorum.
Hangi dönem kuvvetler ayrılığı oldu bu ülkede?
Buna herkes cevap arasın!
Bugüne kadar hükümet, iktidar ne diyorsa, her dönem o olmadı mı?
Kuvvetler ayrılığı dört dörtlük hangi vakit icra edilebildi de
Kimsenin haberi olmadı!
Şu sıralar muhalefetteki en moda iddia şu:
“ Meclisteki milli irade kaldırılıyor. Tek adam iradesi geliyor’!
Yapmayın Allah aşkına…
 
1-Bugünkü sistemde  tek adam iradesi yok mu?
 
Hangi partinin milletvekilleri genel başkanının istediği kararın dışında oy kullanabiliyor?
Hiç biri…
Peki bu tek adamlık sistemi değil mi?
Peki millet iradesinden söz edenlere
Demokrasiden dem vuran
Siyasi parti genel başkanlarının tümüne sesleniyorum.
Madem bu kadar demokrat anlayış ve hassasiyet içindesiniz(!)
Siyasi partiler kanununun değişmesi için hangi çabayı ortaya koydunuz?
 Bu kanun değişmeden hangi demokrasiden söz edebiliyorsunuz?
 
2- Milli iradenin yok olması iddiasına bir de
Anayasa mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Yargıtay vs…
Üzerinden bakalım isterseniz!
Daha birkaç yıl evveline kadar,
 Elhamdülillah, Bismillahirrahmanirrahim, Allah, Kur-an denildiği için
 Partiler kapatılırken, irtica yaftası ile siyasilere kısıtlı ömürler biçilirken,
 Mevcut anayasa da millet iradesi hiçe sayılmadı mı?
 Milletimizin egemen tercihleri yerle bir edilmedi mi?
Millet iradesi,  bürokratik veya hukuk vesayeti ile hiçe sayılmadı mı?
Peki o zaman milli irade adına sesler neden yükselmiyordu?
 
Biraz geçmişe gidelim isterseniz….
 
Rahmetli Alparslan Türkeş, ‘Başkanlık sistemi’ demişti!
Rahmetli Özal çok defa bu sistemi seslendirmişti!
Rahmetli Ecevit, Demirel aynı şeyleri söylemişti!
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu bu sistemi benimseyen  ifadelerde bulunmuştu.
Hatta  daha yakın bir tarihte CHP milletvekilliği yapan Zülfü Livaneli,
Hürriyet gazetesinde  kaleme aldığı köşe yazısında,
Türkiye’nin ivedilikle başkanlık sistemine geçmesi gerektiğini
Kesin bir üslupla dile getirmişti!
Şimdi karşı çıkanlara soruyorum.
Yukarıda isimlerini saydığım şahıslardan daha bilgin,
Daha siyasetçi, daha sağcı ya da daha solcu muyuz?
Kaldı ki, bu ülke de ortalama hükümet  süresinin
1.5 yıl ile sınırlı olduğunu,
İnanılmaz bir siyasi istikrarsızlık olduğunu  görmedik mi?
Hiç kimse kusura bakmasın…
Dün ‘Laiklik elden gidiyor’ diyerek tepki gösterenlerin,
Bugün ‘Bu anayasa İslam’a da aykırıdır’
Şeklinde bir ifade de bulunması
Tam bir  siyasi şark kurnazlığıdır!
Diğer bir deyişle ‘ya yerse’ politikasıdır!
Dün; “İran-Türkiye arasında bir savaş çıksa İran saflarında yer alırım”
Diyecek kadar gözü dönmüşlerin
Bugün; “Bu anayasanın son oylamasında;
Kendi ikbal ve geleceğini düşünen vekiller ‘evet’; 
Ülkenin ikbal ve geleceğini düşünen vekiller ise
‘hayır’ oyu kullanacaktır”   şeklindeki söylemini,
‘Evet de  bir hayır var’  biçiminde yorumlarım…
Dün; “Türkiye’nin El-Bab operasyonunda yenilgiye uğramasını isterim” 
Diyen bir densizin; bugün,
“Ülkemizin geleceğinden büyük endişe duyuyoruz” 
biçimindeki cümlesini,
‘Endişeye mahal yoktur’  şeklinde okurum!
Dün, 7 Haziran seçim sonuçlarını
Tel Aviv’de kutlayanlar ile
Pilav partileri düzenleyerek kutlayanlar;
Dün,  Mit tırlarını dünyaya,
‘Bu tırlarda silah var’ diyerek ülkesini şikayet edenlerle,
‘Nusaybin Yerle Bir’ manşeti atanlar;
Eğer bugün, bu Anayasal değişiklik için ‘Hayır’ diyorsa,
Bence ‘evet’  ülkemiz adına çok daha hayırlıdır.
Yok eğer, ülkemin  kendi sarayından değil de
Yine Beyaz Saray ya da İngiliz Kraliyet sarayından yönetilmesini
İsteyenler varsa, yine de tercih kendilerinindir!
Ha birileri eğer, ‘çözüm sürecinde yaşananlar’ diyecekse;
Bende, ‘evet bazı hata ve yanlışlar olduysa da’ ,
O sürecin özünü iyi anlayamamışsınız derim.
 
Ve son cümle…
 
Ey Milliyetçi kardeşlerim…
Eğer bazılarınız, genel başkanınızı,
‘Ülkeyi koltuk için satmakla’ itham edecek kadar haddini aşabiliyorsa,
Kendinizi sorgulamanız gerekir diye düşünüyorum!
Benim tanıdığım hiçbir milliyetçi ülkesini satmaz. 
Ve hiçbir milliyetçi, siyasi hırsları uğruna,
Genel Başkanının çizgisinden ayrılıp,
Hain batının  çizgisinde doğruyu arayamaz!
Kaldı ki söz konusu Anayasa’da;
Üniter yapı korunduğu gibi,
Asla eyalet sistemi gibi bir yapıya yer yoktur!
Not: Spor yazarı olarak değil,
Ülkenin bir ferdi  ve vatandaşı  olarak
Bu görüşlerimi kaleme alma hakkım olduğunu düşünüyorum

 
Önceki ve Sonraki Yazılar