1. YAZARLAR

  2. HALİL ŞANLI

  3. SIRADANLAŞMA
HALİL ŞANLI

HALİL ŞANLI

Yazarın Tüm Yazıları >

SIRADANLAŞMA

A+A-
Sorun; Selçuk , Egemen, Engin , Burak   sorunu değil. Mesele bir büyük kulübün istediği anda oyuncusunu elinde tutamaması ve özelliklede ezeli rakiplerinin dilediği anda Bordo mavili formadan istediği ismi koparması meselesidir! Şener yönetiminin şike sürecindeki basiretsiz ve tutarsız anlayışı bir kenara, Trabzonspor’u adeta Bursa, Antep, G. Birliği gibi   yıldızlarını elinde tutmayı beceremeyen bir kulüp görüntüsüne büründürmesi de akıl alacak gibi değil. Sevgili Cevahir’in; Osman Denizci için dönemin Fener başkanına telefon açıp; ‘ Bir saat sonra bizim çocuğu büromda istiyorum’   dediği günlerden, ne günlere geldiğimiz bilmem kimsenin farkında mı ?

2008 yılında   dönemin Asbaşkanı Hayrettin Hacısalihoğlu,    teknik adam Ersun Yanal ve TFF de Trabzonspor’a önemli hizmetleri olan sayın Süleyman Atal’ın katkıları ile Türkiye’nin en iyi yerli oyuncularından   bir takım oluşturulmuştu. Gökhan Ünal’a yapılan anlamsız ve affedilmez yatırım dışında! Başkanımızın uzmanlığına (!) bırakılan yabancı transferlerde,   o dönem ya da sonrasında üç- dört isabetli isim yan yana konulabilseydi belki de yeni şampiyonlukları   kucaklamış bir Trabzonspor konuşulacaktı… Fener’in, Beşiktaş’ın, Galatasaray’ın içinde olmadığı o ligde Bursa değil , siyasilerin de oluk oluk para akıtıp şampiyon olsun diye çırpındığı   Trabzonspor şampiyon olacaktı. Ama olmadı ve sonrasında izlenen   yerli kıyım politikası ile de Trabzonspor kurban edildi! Selçuk İnan’ın gidişi ile başlayan,  yerlilerin   ‘elini kolunu   sallayarak’ gitme meselesi  bu kulüpte kalmak istemeyen ve ya birazcık olsun gözü dışarıda bulunan futbolcuları  da cesaretlendirdi. Yani  kolay bir yol açıldı ve sözleşmesi olduğu halde gitmeyi kafasına koyan   oyuncu,   istediğini elde etmeyi başardı. Futbolcular   ‘elini kolunu sallayarak’  giderken ve açılan bu yolda   adım atan oyuncu sayısı çoğalırken ne Başkan, ne yönetim, ne de teknik heyetten hiç bir   adım gelmemesi daha da düşündürücü bir manzara çıkardı karşımıza. Atılan genel adım şu beyanattan ibaretti: ‘ Şahsiyetsiz karaktersiz  çocukmuş’!   Kalanlar içinse  ‘Adam gibi çocuk’   nitelendirmesi… Nitekim  ‘adam gibi’ lanse edilen çocuklar da,  bir yıl sonra ‘ver elini İstanbul’ dediklerinde,   onlarda bir anda ‘karakter yoksunu’ olup çıkıverdiler!   Ancak  onların gidişlerinde kolaylık sağlayan , zaafiyet gösteren anlayış,   kendi karakterini hiç sorgulama gereği duymadı!   ‘Ben seçilirsem Selçuk söz verdi, imza atacak’ senaryosundan tutun da;   ‘Burak, Moskova ile görüşme masasında, anlaşıyoruz’   tiyatrosuna kadar, toplum aldatmacılığına soyunanlar,   ne hikmetse taraftarı  kandırmanın  asıl maharet olduğuna inandılar… Bir tek yönetici ama bir tanesi  hatırını, samimiyetini  kullanarak; bu yıldızlara Trabzonspor’un ağırlığını , büyüklüğünü, değerini anlatamadı.  Gitmemeleri için kimse bir direnç göstermedi. Trabzonsporluluk ruhu iyi anlatılamadı, aşılanamadı. Hepsi,   yetkili olanların hepsi seyirci kaldı ve ‘gitmelerinde sakınca yoktur’ görüntüsü vermekten de imtina edilmedi. Ya Şenol Güneş’e ne demeli ? Bunca kariyere sahip , Trabzonspor’un  hocası  sayın Güneş’e şaşıyorum! Selçuk;  Fatih hoca için , Burak yine Terim için , Hamit keza onun için   Galatasaray’ı tercih ederken, sahi  Güneş’i tercih eden  tek bir yıldız neden görünürlerde yok ? Bırak dışarıdaki yıldızları,   elinin altındaki yıldızlardan tek bir tanesi   nasıl oluyor da ‘Şenol hoca için burada kalacağım’ diyemiyor! Acaba  sayın Şenol Güneş’in yıldızlarla bir sorunu mu var diye düşünmeden edemiyorum ! Ya da sayın hocamız bu konuda da tıpkı transferde olduğu gibi sorumluluktan kaçıp  bir gayret mi sarf etmiyor?  

Sonuç itibarı ile ilkelerinden çoktan beridir şaşmış, amaç olmak yerine araç haline getirilmiş ve sıradanlaştırılmış bir Trabzonspor’un,  bu sezonundan da çok şey beklemiyorum. Hatta hiç bir şey! Kendi gerçeklerinin uzağında ve her değeri yerle bir edilmiş halde yönetilen kulübün ,  saha kalitesi açısından   kadro yapısına bakmak gerekirse sahi İstanbul takımlarının kadrosuna katmak isteyeceği tek bir oyuncusu kalmış mıdır? Ya da   hepsini toplasanız,    bir  otuz beşlik Alex edecek yabancısı  var mıdır ? Cevabını   verdiğinizde yeni sezondan umutlu olmamızı gerektirecek bir durumun bulunmadığını sizlerde göreceksiniz. Daha önemlisi, güzide değerinizin her geçen gün irtifa kaybederek kendi benliğinden uzaklaştığına da çaresizce şahit olacaksınız … 
 
Önceki ve Sonraki Yazılar