1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Son bir soru!
Son bir soru!

Son bir soru!

Halil Şanlı yazdı...

A+A-

Milletin, halk iradesinin, egemenliğin temsil edildiği yani demokrasinin en önemli simgesi olan TBMM bombalandı, 250 can şehit edildi. 2000 civarında ise gazimiz oldu. Bir ülke ve bir millet sırat köprüsünden geçerken, onların hiç dikkatini çekmedi. Hiç oralı olmadılar! Hatta ‘Neden daha fazla ölü olmadı. Neden demokratik sistemleri yerle bir edilemedi’ diye de hayıflandıkça hayıflandılar.

 

ALÇAK İKİYÜZLÜLER…

 

Milli egemenlik, halk iradesi, özgürlük onlar için gerektiğinde sarıldıkları bir silah! Demokrasiye,  insan haklarına aykırı ne varsa yaşandı bu ülkede! 15Temmuz gecesi yaşananlar insanlık adına tarihi bir kara leke, utanç olarak geçerken,demokrasi ve millet iradesine sahip çıkmayan kalleş batı, söz konusu Cumhuriyet Gazetesi ve HDPKK olunca  haykırdıkça haykırıyor! 15 Temmuz sonrası eteklerinin altına gizlenen batı,  şimdilerde davullu zurnalı, zılgıtlı ılgıtlı kıyamet koparıyor!

 

Neymiş, gazeteci 13 kişi nasıl gözaltına alınırmış?

 

Yok efendim, “Basın özgürlüğünün hali endişe vericiymiş!”

 

 Peki soralım o zaman.

 

Bugün basın özgürlüğünden dem vuran Türk düşmanı Merkel’in Almanyası, birkaç yıl evvel ülkesinde çıkan Akit gazetesini yasaklamadı mı? O zaman basın ve ifade özgürlüğü yok muydu? 

 

Daha önemlisini soralım.

 

Değerli okurlarım, siz hiç milliyetçi, muhafazakar bir yazar için Avrupa’dan “endişe duyduk” biçiminde  tek bir ifadeye tanık oldunuz mu?

 

 Peki soralım yine.

 

Cumhuriyet gerçekten gazetecilik mi yapıyordu? Ya da gazetecilere ‘vatanın her sırrını deşifre etme, ülkesini her platformda kötüleme hakkı’  vahiyle mi geldi de bizim haberimiz olmadı?

 

EDERİM BÖYLE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE…

 

Şimdi şu başlıklara bir bakın!

 

Geçen yıl şehit edilen savcımızı katleden haysiyetsizlerle röportaj yaparak başlığını o hainlerin ağzından bir cümle ile ;

 

“ Bu eylem, mecbur bırakıldığımız bir yöntem” diye vererek,

 

kim ya da kimler masum gösterilmeye çalışılıyordu. Terörü masumlaştıran bu başlık sizce tesadüf müdür?

 

Ya da Adana’da  Türkiye Cumhuriyeti Devletini ‘terör devleti’ gibi gösterme amacıyla durdurulan tırlardan çıkan silahlar ile ilgili olarak;

 

“Mit Suç İşledi” şeklinde atılan manşet!!!

 

Haber içeriğinde,Mit’in Suriye’de terör örgütlerine silah gönderdiği dünyaya duyuruluyor! Yani resmen vatan hainliği!

 

Bir başka manşette;

 

Terör Örgütü PKK’nın sözde lideri Cemil Bayık’la Kandil’de yapılan bir röportajla yine terör örgütü öne çıkarılıyor:

 

“Ya Apo Kandil’e! Ya biz İmralı’ya”!

 

Basın özgürlüğü ya! Her tür hainlik serbest mübarek…

 

Ve şu başlıklara bir bakın:

 

Güneydoğu’da hendekleri kapatmak, terör yuvalarını söküp atmak için Kahraman güvenlik güçlerimizin müthiş başarılı mücadelesini ;

 

“Nusaybin Yerle Bir”!ve  “Bodruma baskın! Onlarca ölü” manşetleriyle dünyaya servis eden hainler… “Onlarca ölü” dedikleri terörist leşleri!!!

 

 

Aynı Güneydoğu operasyonları için atılan bir vahim manşet daha!

 

“Katliam Ülkesi”!

 

Yani dünyaya; bu ülkenin terör ülkesi olduğu, iç karışıklık yaşandığı, insan haklarının çiğnendiği ve gelip müdahale edilmesi gerektiği  vurgusu yapılıyor!!!

 

“Yıkılan yüzlerce eve Türk Bayrakları Asıldı”!

 

Nusaybin’den bir fotoğraf koyularak bu başlık atılıyor… Yaratılan algı;   sanki Türkiye başka bir ülkenin topraklarını işgal etmiş biçiminde!

 

Ve daha niceleri…

 

Şimdi bu başlıklar gibi misli ile manşet atanlar, sorgulandığı ya da tutuklandığı için ‘basın özgürlüğü elden gitti’ öyle mi? Allah sizi kahr-u perişan etsin…

 

BATI’DA ŞÖYLE BAŞLIKLAR ATILSAYDI…

 

Daha önemlisi… Meseleye dikkatlice bir de şöyle bakın!

 

Şimdi Fransa’yı Deaş iki kez patlattı ya! Düşünün hem de çok iyi düşünün…

 

Bir Fransız gazetesinin manşetlerini bu şekilde attığı ve Deaş’ın ön plana çıkarıldığını bir tasavvur edin!

 

Hadi hep beraber cevap verin bakalım…

 

Fransa’da o gazeteye ya da o gazetenin yöneticilerine ne yapılırdı?

 

Yahut ABD’de 11 Eylül sonrası Bin Ladin ve onun terör örgütü ile röportajlar yapılıp, bizim adı ‘Cumhuriyet’ olan gazete gibi manşetler atıldığını hayal edin! Mesela bir ABD gazetesi Bin Ladin’in ağzından Cumhuriyet gazetesi benzeri

 

İkiz Kuleleri Vurmak Zorunda Kaldık” diye manşet atmış olsun..!

 

Acaba o gazeteciler ya da gazeteye yapılacak muamele nasıl olurdu?

 

Sevgili okurlarım! Siyasi görüşünüz ne olursa olsun. Sağcı, solcu, liberal, demokrat ya da başka bir şey… Eğer bu vatanı seviyorsanız, kişisel duygulardan arınarak bir yorum yapın lütfen.

 

BASININ MI TERÖRÜN MÜ HÜRRİYETİ?

 

Ve şu sorulara bir vatansever olarak cevap verin!

 

Bu tür manşetler; ülkemize, kutsal saydığımız, namusumuz gördüğümüz vatanımıza bir saldırı değil midir? Saldırı sadece eldeki makineli tüfekle mi olur? Soruyorum, bu tür manşetlerle; terör masum, devlet terörist gibi gösterilmemiş midir?

 

Bunun adı, bu vatanda yaşayan 80 milyona ihanet değil midir?

 

Bu manşetler haber hürriyeti mi yoksa terör hürriyeti midir?

 

ATATÜRK’Ü NEREYE KOYACAĞIZ?

 

 Peki Mustafa Kemal Atatürk; “Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır” dediğine ve bizlerde bu vatanın asil evlatları olarak, bu düsturu ilke edindiğimize göre, vatana yapılan bu ihanetin adını başka nasıl koymalıyız?

 

Kendi vatanını düşmanlara satan, ülkesine müdahale edilmesini ve bu toprakların Suriye’ye dönüşmesini bekleyen hainlerin,

 

  kendi Cumhurbaşkanı önünde bacak bacak üzerine atıp, Alman Cumhurbaşkanı önünde süt dökmüş kediye dönen itlerin; bir vatansever, bir aydın  olabileceğini kim, nasıl düşünebilir? Lütfen olaylara ideolojik  ve partizan gözlükle bakmayın… Beni hiçbir siyasi görüş ilgilendirmiyor bu noktada! 

 

ALÇAKLARI HATIRLAYALIM…

 

Şimdi gelelim HDPKK olayına…

 

Şimdi bazı kesimler,hain batılılar gibi aynı dilden konuşup “hukuk” vurgusu yapıyor! Yazıklar olsun…

 

Bu it soyları, her fırsatta eli kanlı örgütün propagandasını yapmadı mı?

 

Bu it soyları; canlı bombaların cenazelerini şölene çevirip, kutsallaştırmadı mı?

 

Bu it soyları; vatanın değerlerine her fırsatta sövmedi mi?

 

Bu it soyları; Rusya ile ilişkilerimiz kötüleştiğinde, Mehmetçiğe karşı silah istemedi mi?

 

Bu it soyları; on binlerce yiğidimizin mübarek kanını akıtanlarla kol kola girip aynı dili konuşmadı mı?

 

Bu it soyları; bizleri her fırsatta hain dış güçlere satmadı mı? Deşifre etmedi mi?

 

Bu it soyları; “PKK sizi tükürüğü ile boğar” tehditleri savurmadı mı?

 

Bu it soyları; “Bir yanımızı Kandil’e diğer yanımızı YPG’ye yasladık” demedi mi?

 

Bu it soyları; defalarca iç savaş tehditleri savurmadı mı?

 

Sorular çok daha artırılabilir!

 

NEDEN MEYDAN OKUDULAR…

 

Peki bir kanunla dokunulmazlıklar kalktı. Herkes ifadeye giderken bu it soyları ;

 

“Bizi mahkemeye hiçbir güç götüremez” demedi mi?

 

 Yani Türkiye Cumhuriyetine meydan okumadı mı?

 

İfadeye gitmemekle amaç neydi?

 

Bizi zorla alsınlar. Kürt halkı başta olmak üzere herkes ayağa kalksın. Memleket karışsın, yangın yerine dönsün”! Öyle mi?

 

 Peki bu hainler, tehditle silah zoru ile aldıkları oy gereği meclise gelirken, söyleyin Allah aşkına demokratik yollardan hak mı aradı? Yoksa PKK’nın avukatlığını, sözcülüğünü mü yaptı?

 

“SEÇİMLE GELENLER” HİKAYESİ…

 

Her şeyleri ile illegal ve vatan hainliği tescilli bu soysuzlara sahip çıkmak, nasıl bir şey! Anlamakta çok zorlanıyorum. Milletin oyu ile gelmiş, ancak o oylara ihanet ederek,terörü meclise taşımış olanların hangi demokratik hakkını savunacağız? Peki  “seçilmişler seçimle gitmeli” diyen anlayışa sormak isterim! Seçimle gelenler, ‘dokunulmaz’ kılınıp, terör mü estirmeli?

 

Peki, rahmetli Menderes yüzde ellinin üzerinde halk iradesi ile gelmişken nasıl gönderildiğini hiç düşündünüz mü?

 

 Veya günümüzden bir soru! İlk defa halkın oyu ile ve yüzde 52.5 ile seçilmiş bir Cumhurbaşkanı için yurt dışı basınına (Alman)O bir diktatördür. Gitmesi gerekir”  şeklinde beyan vermek nasıl bir anlayıştır?

 

Halkın büyük bir oyla seçtiği Cumhurbaşkanı için ‘milli iradeye’ saygı duymayacaksınız ama meclisteki teröristler için ‘milli irade’ vurgusu yapacaksınız.

 

Ne vurgusu pardon, amigoluk yapacaksınız.

 

Yani ABD, Almanya, İngiltere, Fransa gibi hain devletlerin ağzıyla konuşacaksınız!

 

Peki soruyorum. Siz sahiden bir demokrat ve vatansever misiniz? Hiç sanmıyorum…

 

Bir şey daha sorayım sizlere…Biliyorum çok sordum ama bağışlayın son kez sorayım…

 

ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İsrail Türkiye’ye hayırlı rüya görür mü?

 

 Yani bizim iyi, bizim kalkınmış, bizim özgür ve tam bağımsız bir ülke olmamızı isterler mi?

 

Hayır dimi…

 

Peki tüm bu ülkelerle aynı ortak dili konuşmak, aynı düşüncelere sahip olmak, onların avukatlığını yapmak nasıl izah edilebilir acaba?

 

BAHÇELİ GİBİ BAKMAK…

 

Sevgili okurlarım… Gün Recep Tayyip Erdoğan ya da Bahçeli veya Kılıçdaroğlu üzerinden hesap yapmak günü değildir. Gün nefsi ve kişisel hırslarımızla hareket etme günü değildir. Bu ülke, bu millet,batı ile resmen savaş halindedir. Lütfen parti liderlerine olan sevginiz ya da nefret duygularınızla değil; vatan, bayrak, ezan kutsallarınızla bakarak hareket ediniz. Birbirinizle kavga etmek yerine kucaklaşmayı tercih ediniz. Hain batının, bu ülkenin Cumhurbaşkanı ile kişisel bir davası mı vardır? Hayır. Bu Cumhurbaşkanı da fanidir. Bugün vardır, yarın yoktur. Hainlerin derdi, milli duruşla, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütünlüğü ile ilgilidir. Olaylara Tayyip Erdoğan’a olan karşıt duygularınızla bakarsanız; bilmeden, anlamadan büyük vebal altına girersiniz. Bakın Devlet Bahçeli’de bir partinin lideri. Sayın Bahçeli’nin, Recep Tayyip Erdoğan sevgisi mi depreşti dersiniz? Hayır hayır asla… Ama sayın Bahçeli örnek bir milliyetçi, örnek bir devlet adamlığı ile ülkesinin, vatanının yanında durmayı tercih etti. Parti meselesi değil, millet-memleket meselesi olarak olaylara baktı. Hepimizin olaylara bu pencereden bakması, vatanseverlik görevimiz olmalı. İfade özgürlüğü adı altında ABD, Almanya, İngiltere  gibi ikiyüzlülerin ağzı ile bu ülkede  kimler konuşuyor, tıpa tıp aynı ifadeleri kullanıyorsa;  ismi, cismi kimliği, makamı ne olursa olsun, bilin ki  hainlerin maşasıdır! Hoşgörünüze sığınarak hadi son bir soru  daha! Her söylemlerinde Atatürk’ü örnek gösterenler, özellikle vicdanlarına sorsun lütfen! Acaba büyük önder bugün yaşıyor olsaydı, söz konusu gazete, gazeteciler ve  HDPKK  ile ilgili ne düşünürdü? Rahmetli, acaba kimlerin yüzüne tükürür, kimleri  ise darağacına gönderirdi? Bana on dakikanızı ayırdığınız için teşekkür ederim. Hakkınızı helal edin. Allah bu milletin, bu vatanın ve tüm Müslüman aleminin yardımcısı olsun.