1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. ‘Tek adamla yönetilen ülkelerin durumu ortadadır!’
‘Tek adamla yönetilen ülkelerin durumu ortadadır!’

‘Tek adamla yönetilen ülkelerin durumu ortadadır!’

Şok iddialar… İddialı sözler…

A+A-

Cumhuriyet Halk Partisi (Chp) Trabzon il yönetimi ve  ilçe yönetimlerinin ortaklaşa düzenlediği   basın toplantısında konuşan il başkanı Turgay Güngör  sert ifadeler kullandı ve şok iddialar gündeme taşıdı.   CHP İl Başkanı Turgay Güngör,  ülkenin her alanda bir çok sorunla boğuştuğu bir dönemde  halkın derdi ile  hükümetin derdinin farklı olduğunu ileri sürerek; "Bu süreçte CHP Parlamento grubu olarak, Anayasa Mahkemesine gitme hakkımız olmasına, bu değişiklikte Anayasaya aykırı olarak nitelendirilecek bir çok sebep bulunmasına rağmen, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu yolu tercih etmedik ve halkın mahkemesine gidilmesi yolunu tercih ettik” dedi. Trabzon’da referandum sürecini bugün itibarı ile başlattıklarını ve planlı olarak çok kapsamlı çalışacaklarını söyleyen il başkanı Güngör;  “Değerli Basın Mensubu Arkadaşlarım sizlere sormak istiyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi 15 yıldır tek başına iktidardadır. Bugüne kadar istediği hangi kanunu çıkaramadı? Tüm bakanlıklar, TBMM’sindeki parlamenter güç, bürokratik yapı ve hukuk sistemi kısaca her şey ama her şey tümüyle emrindeyken hangi kararları almak istedi de alamadı? Zaten 15 yıllık iktidarlarının son 2 yılında ülkede fiili başkanlık sistemi uygulanıyor. Buna rağmen hem ekonomide, hem de terörle mücadelede çok daha kötü bir tablo ile karşı karşıyayız. Bunun sebebi nedir? Cevabı gayet açık! Ülke iyi yönetilemiyor” dedi.  

 

Anayasa değişikliğinin  milletin egemenliğini güçsüz kılacağını iddia eden il başkanı Turgay Güngör;  iddialarını örneklemeler ve maddeler halinde şöyle sıraladı:

 

“ 1-Parlamenter demokratik sistemde Cumhurbaşkanı, devletin sigortasıdır. Cumhurbaşkanı tarafsız olmalıdır. Anayasanın and içme ile ilgili 103.maddesinde değişiklik yapılmadığına, görevini de tarafsızca yerine getirmek üzere namusu ve şerefi üzerine yemin edeceğine göre, partili cumhurbaşkanlığı nasıl olacaktır? Taraflı Cumhurbaşkanı partisini mi temsil edecek, milleti mi temsil edecek? Nasıl cumhurun başı olacak? Seçilen Cumhurbaşkanını illerde valiler mi, yoksa partisinin il başkanı mı temsil edecek?

 

2-Bugün milli iradenin % 100 temsil edildiği tek yer TBMM’dir. Bu anayasa değişikliği gerçekleştiği takdirde, cumhurbaşkanı hiçbir gerekçe göstermeden TBMM’ni feshedebilecektir. Yani % 51’le seçilen cumhurbaşkanı, halkın % 100’ünü temsil eden TBMM’sini feshedebilecektir. Bunun hukuk ve adalet neresinde? Denebilir ki, “Bugün yürürlükte olan Anayasada da fesih yetkisi var.” Evet, bugünkü Anayasada da bu yetki var. Ama bu yetki 45 gün içinde hükümet kurulamazsa gereçlidir.

 

3-Yeni anayasaya göre,milletvekili sayısı 550’den 600’e çıkarılıyor. Ancak, genel olarak bakıldığında, değişiklikle parlamento hem etkisiz kılınmış,birçok yetkileri  elinden alınmış hale getirilirken,milletvekili sayısı arttırılıyor. Artış öngörülen 50 milletvekilinin görev yapacakları beş yıllık süredeki bizlere maliyeti, 187 milyon 950 TL.’dir. Bunun gerekçesi nedir?  Konunun sizce anlaşılır yanı var mı?

 

4-Getirilmek istenen anayasa değişikliği ile Başbakanlık kaldırılıyor. Kurulacak olan hükümet meclisten  güvenoyu istemeyecek ve cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanlar hakkında da hiçbir şekilde gensoru verilemeyecek.

 

5-Bu anayasa değişikliği ile tek adam rejimi yaratılacaktır. Cumhurbaşkanı, hem bir partinin genel başkanı, hem hükümetin başı, hem de tüm yargı organlarını elinde tutan kişi olacaktır. Anayasa değişikliği gerçekleştirilirse, cumhurbaşkanı istediği bakanlığı kurabilecek veya kaldırabilecektir. Ayrıca aynı cumhurbaşkanı tek başına müsteşarlık, genel müdürlük, valilik, büyükelçilik, kaymakamlık, savcılık, rektörlük vs. gibi devletin tüm üst düzey bürokratlarının atama şartlarını tek başına belirleyecek ve bu yetkiyi yine tek başına kullanacaktır. Soruyorum sizlere, böyle sınırsız bir yetki tek başına kimseye kullandırılabilir mi? Parlamenter demokrasinin temel unsuru olan güçler ayrılığı ilkesi tek kişinin, yani Cumhurbaşkanının elinde toplanmaktadır. Bu durum, Cumhurbaşkanının hem yürütmeyi, hem yasamayı, hem de yargıyı ele geçirdiği bir tek adam rejimidir.

 

 6- Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinden 12’sini bizzat kendisi, geriye kalan 3 üyeyi ise partisi aracılığı ile kontrol ettiği TBMM’ne seçtirecektir. 7- Hakimler ve Savcılar Kurulu 13 üyeden oluşacaktır. 4 üyesini doğrudan Cumhurbaşkanı belirleyecek, iki üye yine cumhurbaşkanınca seçilen adalet bakanı ve müsteşarından oluşacak, geriye kalan 7 üye ise parti genel başkanı sıfatı ile kontrol ettiği, seçtiği ve seçtirdiği meclis aracılığı ile belirlenecektir.

 

8- Anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanı görevinde olmadığı zaman “örneğin yurt dışına çıktığında” yetkiyi bir başkan yardımcısına devredecektir. Bu başkan yardımcısı seçimle gelen bir kişi değil, atama ile gelen bir kişi olacaktır. Böylece ülkede ilk kez seçimle gelmeyen bir kişi tarafından Türkiye yönetilecektir. Oysa şimdi cumhurbaşkanı olmadığında, yerine TBMM Başkanı vekâlet etmektedir.

 

9- Cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar suç işlerse ne olur? Meclisin 301 milletvekilinin (Salt çoğunluk) imzasıyla soruşturma açılması istenebilir, 360 milletvekili imzasıyla (3/5) soruşturma açılmasına karar verilebilir, 400 milletvekilinin (2/3) karar vermesi ile de o kişi yüce divana gönderilebilir. Tüm zorluklarına rağmen bir yetkililerin Yüce Divana sevk edildiğini varsaysak bile, bu Yüce Divanın nasıl oluşturulacağı ve kimin emrinde olacağı ortadadır. Başka söze gerek var mı? 

 

10- Anayasanın 101.maddesinde, Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıldır ve en fazla iki dönem seçilebilir denilmektedir.Ancak, cumhurbaşkanının bazı operasyonlarla ve kendisinin de istemesi durumunda iki dönemden fazla seçilmesi ve görev yapması da mümkündür. Biz diyoruz ki; camiye, kışlaya, adliyeye, okula siyaseti sokmayalım. Günümüz yasalarında konu ile ilgili düzenlemeler mevcuttur. Ancak, camilerde-cami avlularında din adamları, okullarda öğretmenler- okul müdürleri, hatta il –ilçe milli eğitim müdürleri, bazı valiler ve kaymakamlar kısaca yönetim kademesinde bulunan kim aklınıza gelirse “EVET” kampanyasını sosyal medya dahil açık açık ve çekinmeden her alanda yapabilmektedir. Bu yasaların çiğnendiği yapıya kim dur diyecek. Soruyorum size ülkenin cumhuriyet savcıları yok mu? Değerli arkadaşlarım, bu anayasa değişikliği 16 Nisan 2017 tarihinde yapılacak referandumda kabul edilir ise ülke yönetimi bir tek adama teslim edilmiş olacaktır. Her şeye dokunan ama kendisine asla dokunulamayan bir yapı ortaya çıkacaktır. Demokratik parlamenter sistemden tamamen ayrılıp otoriter bir rejim kurulacaktır. Yasama, yürütme ve yargı tek bir elde toplanacaktır. Etkisiz, yetkisiz, sembolik ve aciz bir meclis oluşacaktır.  Bizler CHP olarak bu anayasa değişikliğinin oylanacağı referandumda, hiçbir kişi veya siyasi partiyi hedef almıyoruz. Referandum sonucu ne olursa olsun; cumhurbaşkanı, başbakan, hükümet, belediye başkanları kısaca seçilmiş kim varsa hepsi görevlerine devam edeceklerdir. Referandum bir siyasi parti seçimi değildir. Daha sonra yapılacak seçimlerde tabii ki herkes yine kendi siyasi partisini gönül rahatlığı ile oyunu verecektir. Bu nedenlerle diyoruz ki; 16 Nisan 2017 pazar günü, 94 yıllık geçmişimizin sorgulandığı, geleceğimizin yasama, yürütme ve yargısıyla tek bir kişiye neredeyse sınırsız yetkilerle teslim edilip edilmeyeceği konusunda yapılacak bir oylamadır. Bu nedenle “Hayır” diyoruz. Bu anayasa değişikliğine “HAYIR” demek; cumhuriyetten, demokrasi ve hukuk devletinden, vatanın birliği ve bütünlüğünden, inanç ve düşünce hürriyetinden, laiklikten, sosyal devletten, gerçek anlamda kadın-erkek eşitliğinden, barış ve kardeşlikten, her türlü farklılıklarla bir arada yaşamaktan yana olmak demektir. Bu Anayasa ile otoriter ve tek kişiyi esas alan bir sistem yapılmak istenmektedir. Oysa tek adamla yönetilen Libya,Irak, Suriye gibi örnek ülkelerin durumu gözümüzün önündedir.”