1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Yapılanlar ve yapılmasını beklediğimiz!
Yapılanlar ve yapılmasını beklediğimiz!

Yapılanlar ve yapılmasını beklediğimiz!

Halil Şanlı yazdı…

A+A-

Daha on beş yıl evveldi…

Bağ-Kur emeklisi bir babanın evladı olduğumdan

Hastalandığımız vakit  yalnızca

Numune hastanesinde tedavi olabiliyorduk!

Hatta, her birimiz hastaneye gideceğimiz  vakit,

Sabah ezanı köyden yola çıkar, hastane kapısında sıra beklerdik!

Çünkü akşama kadar sıra gelmesi için çok erken gitmek gerekirdi…

SSK emeklisi bir kişi veya onun evlatları da

Yalnıza SSK hastanesinde  tedavi olabilirdi!


Ya ilaç almak için sıraya girip oluşan kuyruklar!

Çağdışı, çile dolu  görüntülerdi bunlar!!!


Peki ya bugün…


Bugünse istediğin anda istediğin saatte,

İstediğin hastanede tedavi olabilme şansına sahipsin.

Hem de evden aç bilgisayarı, al randevunu

Ve saatinde hastanede ol yeter!


15 yıl evvel  bir hastane odasında

6 kişi, 6  paslı demir karyolalarda yatarken

Kiminin horlaması, kiminin hırlaması, kiminin kıç gazı ile

Sanki hapishane hayatı yaşanır,

‘Şifa bulayım’ derken daha da hasta olunurdu!


Ya bugün!!!


5 Yıldızlı otel konforlu odalar…

İçinde televizyonundan klimasına,

Buzdolabından, tuvaletine kadar tam bir konfor!


Yıllar evvel, fazla değil 15 yıl evveline bakıyorum şöyle…

Trabzonspor maçlarına giderdim.

Görevim gereği iki haftada bir deplasmana yani.

Bir deplasman dönüşünde

 İki hafta sonranın uçak biletini hemen almalıydım!

Neden?

Çünkü sabah saat 7 ve 7.20 de iki uçak kalkardı.

Onlarda yer buldun buldun…

Yok bulamadın, otobüse kalmak zorundaydın!


Ya bugün…


Trabzon havaalanı bile sanki otobüs terminali …

Saat başı uçak!

İki üç hafta evvelinden bilet almana gerek yok.

Mühim bir  işin çıktığında üç dört saat,

 Çoğu zaman iki saat evvelinden bile uçak bulabiliyorsunuz artık…


Ülkemiz tarihinde yapılan otoyolların tamamının,

 İki katından fazlasının son 14 yılda yapıldığını,

İstanbul’da ki köprü, denizleri birleştiren tüneller,

Ülkemdeki hızlı trenler  vs. saymıyorum bile…

THY’nin dünyanın ilk on uçak şirketi arasına girmesini de

 Çoğu zaman unutur hale geldik artık!

Ya Dünyanın en büyük havalimanına ne diyeceğiz!


Yine on beş yıl evveline bakıyorum…

Bir baba yatalak pozisyona düştüğünde

Evlatları bile onu bakmamak için kaçarken,

Bugün, kolu komşunun bile

Devletin sağladığı  bakıcı aylığı sayesinde

Yarıştığını görüyorum…


Dün işsiz kalan insanların,

Bugün işsizlik maaşı adı altında

En azından bir ekmek ya da sigara parasını aldığını görmezden gelmek

Nankörlükten başka ne olabilir ki!


Dün;

 İsrail gibi küçük bir devletten bile

Radar isterken,

Ve yine dün;

Batılı hainlerden, bin bir yalvarma ile

Askerimizin sırtına taktığı basit bir tüfeği talep ederken,

Bugün;Tankını, topunu, helikopterini, tüfeğini yapan;

Uzaya uydular fırlatan,

Kısa menzilli füzesini kendi imkanı ile üreten

Milli uçağını üretme aşamasına gelen

Bir ülke olduğumuz nasıl unutulabilir ki?

Birileri hemen şunu söyleyebilir;

“Milletin parasıyla, bizim paramızla yaptılar”!

Böyle basit, böyle yavan bir bakış açısı olabilir mi?

Tabiki milletin parasıyla  olacak.

Tüm devletler için geçerli bir durum bu…


Kaldı ki soruyorum;


Bu millet son ondört yılda mı para verdi?

Peki daha  evvelmilletin parasını toplayanlar,

O paralarla kime, nereye, ne kadar yatırım yaptı?


Birini eleştirebilir, dünya görüşlerini beğenmiyor olabilirsiniz.

Fakat yapılamayanları söylerken,  ‘hayal’ denilen hizmetleri de unutmamak

 İnsanlık ve vatandaşlık görevimiz olmalıdır.


Gerçekten çok yanlışlar, çok eksikler de var.

Hatta çok adaletsizlikler, hukuksuzluklar da  var.

Bölgesel olarak fındığın kaderine terk edilmesi,

Bir çok yanlış yerel idarecilere bu milletin teslim edilmesi,

Genel olarak liyakatsiz bir çok kişinin,

Hak etmedikleri koltukları işgal etmiş olması,

Dış politikada zaman zaman yapılan dönemsel hatalar v.s…

Lakin  genele bakmak , dün ve bugünü iyi analiz etmek gerekir.


Ben asla hükümetin avukatı değilim.

Asla siyasi bir yazar da değilim.

Hiçbir partiyi de bir takım tutar gibi tutmuyorum.

Fakat bu ülkenin bir bireyi olarak

Nefsimle, kızgınlıklarımla, öfkemle

Ya da siyasal söylemlerimle olaylara yaklaşmıyorum…

Bu ülke resmen savaş yaşıyor…


Oyunuzu hangi partiye verirseniz verin.

Buna saygı duyarım.

Bunu asla yadırgamam, ayıplamam.

Ne hakkım, ne de haddime!

Ama  bugünkü savaşı görmüyor,

Hala nefsi ve partizan düşüncelerle  olaylara bakıyorsanız,

O vakit, ben buna hiçbir şekilde saygı duymam.

Böylelerini ayıplar, hiçbir şekilde söylemlerini

Vatan sevgisi ile bağdaştırmamam.

Çünkü bir savaş halindeyiz.

Çünkü dünya,  tam bağımsızlığını kazanmak isteyen,

Onların  emirlerine, her isteğine  riayet etmeyen,

Mandacılığa bayrak açan,

Türkiye’ye savaş açmış durumdadır.


Bu savaş, sayın Tayyip Erdoğan ya da bir başkasının

Şahsi savaşı, kişisel meselesi değildir!

Bu savaş, tam bağımsızlık adına,

Söz sahibi bir ülke olma adına,

Hepimizin  ortaksavaşıdır.


Sayın Recep Tayyip Erdoğan bir fanidir.

Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bekası için

Bu savaş hepimizi çok fazlasıyla ilgilendirmektedir.

Bir hatırlatma daha yapmak istiyorum…

İki cümle de, Çözüm Süreci ile ilgili yazacak olursak,


Derim ki;


Siz o Cumhurbaşkanının, o gün verdiği tavizleri

İçi yanmadan verdiğini mi sanıyorsunuz?

Hiç sanmıyorum.

O gün o tavizler verilip, o alçaklar şehir içine çekilmemiş olsaydı

10 bin hain,  iki ayda leşe döndürülebilir miydi?


Ve daha önemlisi;

Dün  taviz verilerek,  o yöre insanına uzatılan el olmasaydı

Halk desteği, ohainlerin arkasında artarak devam etmez miydi?

Bir başka deyişle;

Bugün  hainlerin arkasındaki halk desteği

Çokciddi  oranda azalmışsa

O bölgelerde artık halk gösterileri yapılmıyorsa


Sizce;

Çözüm sürecinde  bağrımız yandığı halde

Devletin  uzattığı samimi elin katkısı yok mudur?

HEMEN KISASA KISAS!

Şimdi Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine,

Özellikle sayın Cumhurbaşkanımız  Erdoğan ve hükümete sesleniyorum…

Bağrımız yanıyor…


Elbette vatan için şehitler vereceğiz .

Fakat bu yüreklerin şişi indirilmeli.

Bu evlatların kanı misliyle alınmalı.


Bakın biliyoruz ki, idamı geri getirmek bir takım sıkıntılar getirebilir.

Uluslararası anlaşmalardan dolayı imkansız gibi de görünebilir.

Fakat çözüm bitmez.


Madem hain dostlar(!)vatana  karşı terör güçlerini kullanıyor,

Türkiye de kendi suikast timini oluşturmalıdır!

Türkiye de,  başka ülkeleri  karıştırabilecek mekanizmaları,

Süratle oluşturmak zorundadır.


Benim ülkemin aleyhine ajanlık yapmış adamın kafasına,

Avrupa başkentinde bir vatan evladı sıkabilmelidir!

Ülkemde bir bomba patladığında,

Bir Karayılan o gece gebertilebilmelidir!


Bir bomba daha patladığında

Adı milletvekili olan bir terörist, o gün imha edilmelidir!

Güzel ülkem kan gölüne döndüğünde

Avrupa’da da bir patlama olabilmelidir!


Özetle;  Kur-an’ın buyurduğu gibi

Kısasa kısas mutlaka hayata geçirilmelidir.

Vatandaş,

Tartışmalardan uzak, kavgalardan uzak

Tek vücut olmayı ,

Yetkili devlet büyüklerimizde,

 Bu tür acil tedbirleri hemen almayı becerebilmelidirler.

Çünkü bu terör değil, mutlak bir savaş halidir.